İlk olarak İYİ Parti adına Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu konuştu.

Türkiye’de korona konusunda en önemli tedbirin taşıyıcı kayıt sistemi olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “Virüs yayılma eğilimi arttığında devletin elinde bir bağlantı haritası olması son derece önemlidir” dedi.

Türkiye’de 24 bin civarında yoğun bakım yatağı olduğunu ve bunun yetersiz kalacağını ifade eden Dervişoğlu, yine yetersiz olan laboratuvar ve test kiti sayısının arttırılması gerektiğini söyledi.

Güney Kore’de 280 binden fazla tetkik yapılırken bu sayının Türkiye’de 8 bin olduğunu kaydeden Dervişoğlu, Türkiye’de yeterince test yapılmadığını ve sonuçlarına dair de şeffaf bilgilendirme olmadığını ifade etti.

Dervişoğlu, spekülasyonlara fırsat verilmemesi için hızlı, şeffaf ve sık bilgilendirme yapılması gerektiğini söyledi.

‘ÇALIŞANLAR İŞLERİNİ KAYBEDİYOR, SİZ EV ALMADA KOLAYLIK SAĞLADIK, DİYORSUNUZ’

Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün açıkladığı ekonomik tedbirleri de eleştirdi. “Destek paketinin kime ne faydası olduğu anlaşılamamıştır. Kapatılan dükkânların ya da işleri azalmış, zarar eden işletmelerin personel ve kira giderlerine destek olmak dururken vergi ödemelerinin ertelenmesi ne derece yeterli olacaktır, anlamak mümkün değil. Likidite sorunu yaşanıyor, kira ve personel giderleri için destek verilmezse işsizliğin önünün alınamayacağı anlaşılmaktadır. Vergiler ertelenecekse, durgunluğun başladığı Şubat ve Mart dönemi vergilerinin de ertelenmesi gerekir. Vatandaşlara ‘size destek vermiyoruz ama bankalardan kredi çekmenize yardımcı olacağız’ denilmektedir. BDDK verilerine göre, 2019 sonu itibariyle 150 milyar liralık kredi zaten takiptedir. Korona salgını öncesinde de vatandaş aldıkları kredileri geri ödeyemezken onların yeniden bankalara yönlendirilmelerinin mantıklı izahı yoktur. Kredi yükünü azaltmak varken yeni kredilerden kaynaklı yüklerin bindirilmesi anlamlı ve yerinde değildir. 500 bin TL’nin altındaki konut alımında kredi tutarının yüzde 80’den 90’a çıkarılması, işten çıkarılan hangi işçinin derdine deva olacaktır? Ödemesini yapamayan hangi işverenin derdine deva olacaktır. Siz yine inşaat sektörüne nasıl katkı sağlayacağız ve nasıl para kazandıracağınızın derdine düştünüz. İşletmeler kâr edemiyor, çalışanlar işlerini kaybediyor, siz ev almanız için size kolaylık sağladık, diyorsunuz.”

‘EKONOMİDEKİ VİRÜS YOLSUZLUK VE İSRAF VİRÜSÜDÜR’

Paket için ayrılan 100 milyar liranın gelecekteki gelirlerden vazgeçerek ayrıldığını belirten Dervişoğlu, “Hibe yok. Çünkü kasa boş. Hepsini kullanıp har vurup harman savurdunuz. Vatandaş işsizlikle, fakirlikle nasıl mücadele edeceğini düşünürken yap-işlet-devret modeli işletmeleri arkalarına yaslanıp paralarını saymaktadır. Vatandaşın iş güvencesine ve gelire ihtiyacı var. Türk ekonomisine bulaşan korona değil yolsuzluk ve israf virüsüdür. Bu virüsü sizler bulaştırdınız” diye konuştu.

Dervişoğlu’nun yolsuzluk suçlamasına yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, “Somut bilgi varsa mahkemeler tarafından değerlendirilir” dedi.

MHP’Lİ AYCAN: YAYGARA YAPMANIN ÂLEMİ YOK

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan ise tıbbi bilgiler verdi, Sağlık Bakanlığı’nın çalışmalarını övdü. “Türk hekimlerine güvenin” diyen Aycan, Sağlık Bakanlığı’nın çalışmalarını eleştirenlere yüklendi. Aycan, “Eğer bir eksilik görüyoruz Sağlık Bakanlığı hatlarını arar bildirirsiniz. Sosyal medya üzerinden dedikodu yaymanın, sağlık teşkilatını eksik görmenin, Sağlık Bakanlığı’nı suçlamanın hiçbir yararı yoktur. Dedikodu yapacağınıza kendi davranışlarınıza dikkat edin. Sağlığınıza çok önem veriyorsanız sigarayı bırakın. Yaygara yapmanın âlemi yok. Sağlık Bakanlığı’na güvenmek zorundasınız” diye konuştu.

HDP’Lİ TİRYAKİ: İŞÇİ SINIFINA KOLONYA, SERMAYEYE 100 MİLYARLIK PAKET

HDP grubu adına konuşan Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, gece gündüz çalışan sağlık emekçilerinin kırılmaması gerektiğini belirtirken, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki bir doktorun özür dilemek zorunda bırakılmasına tepki gösterdi. Tiryaki, akademisyenlerin düşüncelerini özgürce açıklayabilmesi gerektiğini söyledi.

Hükümetin doğru yaklaşımlarını desteklediklerini, eksik ve yanlışlarını eleştirdiklerini ancak muhalefetin yok sayıldığını belirten Tiryaki, TBMM’nin ise adeta şeklen çalıştığını, araştırma önergelerinin reddedildiğini, Sağlık Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun toplanması önerilerinin karşılık bulmadığını ifade etti.
Tiryaki, “Öyle anlaşılıyor ki, TBMM’nin korona salgını ile ilgili herhangi bir sorumluluğu yok, herhangi bir şey yapması gerekmiyor” dedi.

“Türkiye Adalet ve Kalkınma Partisi’nden çok daha büyüktür” diyen Tiryaki, ortak akıl ile herkesin bu mücadelenin bir parçası haline getirilebileceğini vurguladı. Tiryaki, sağlık örgütleriyle işbirliği yapılmamasını da eleştirdi.

“Sayın Bakan, her gün vaka sayısını açıklıyorsunuz. Test sayısını ilk kez bugün burada duyduk” diyen Tiryaki, her mahallede test yapılmasının sağlaması gerektiğini dile getirdi. Tiryaki, başarılı ülkelerin gece gündüz tarama yaparak salgının yayılmasını engelleyebildiğini hatırlattı. Tiryaki, hastaların hangi kentte yaşadığının açıklanmasını da isteyerek, Bakan Koca’nın İran’da salgının karantina altına almadığı Kum kentinden yayıldığını söylediğini aktardı. Tiryaki, “İran’ı suçlarken neden kendi ülkemizde hangi kentte ne kadar vaka var açıklamıyorsunuz?” diye sordu.

Tiryaki, KHK ile ihraç edilmiş, ataması yapılmayan ya da güvenlik soruşturmasını bekleyen sağlık emekçilerinin atamalarının derhal yapılması gerektiğini de belirtti.

Tiryaki, önerilerini şöyle sıraladı: Çocuk sahibi anne ve babalara dönüşümlü olarak ücretli izin verilmeli. Bu sadece kamuda değil özel sektör için de uygulanmalı. Şehir hastaneleri derhal kamulaştırılmalı, kapatılan hastaneler karantina hastanesine dönüştürülmeli. Şehir hastanesi politikasının iflas etiğini gösteren çok önemli bir göstergedir. Özel sağlık kurum kuruluşları da gerekli sorumluluğu üstlenmelidir. Sağlık Bakanlığı sağlık emekçilerin koruyacak önlemleri almalıdır. Gördüğümüz kadarıyla sağlık personeline yeterince malzeme dağıtılmıyor. Sağlık personeli ücret için fazladan çalışmıyor ama fazladan çalışan sağlık emekçilerini teşvik etmek için mutlaka ek ücret ödemesi yapılmalıdır. Karantina işlemlerinin sağlıklı yürütülmesi için mutlaka karantina merkezleri kurulmalıdır. Öğrenci yurtları yanlış değil sadece eksiklik yurtların buna hazırlanmamasıydı. Oteller ve büyük kentlerdeki boş binalar karantina merkezleri haline getirilmeli, gerekirse prefabrik karantina merkezleri kurulmalıdır. Silahlanma politikaları ve büyük inşaat projelerinden vazgeçilerek kaynaklarla halkımızın sağlığını garanti altına alabiliriz. Herkesin iş güvencesi devletin güvencesi altında. En az 3 ay özel sektördeki çalışanlara maaş güvencesi sağlanmalı, işsizlik sigortası fonu bu amaçla kullanılabilir. Evsizler yurtlara, boş evlere yerleştirilmeli. Kürtçe dahil çok dilli kamu spotları hazırlanmalı. Cezaevlerindeki hasta ve yaşlı mahkûmlar için derhal tahliye kararı verilmelidir. Tutukluluk adli kontrol yöntemlerinden yalnızca bir tanesi. Tutukluluk dışındaki adli kontrol yöntemleri uygulanmalı. Ayrıca çocuklu olanlar, hasta, yaşlı hükümlü olsa da cezasının infazı ertelenmeli, tahliye edilmelidir. İki cezaevinde pozitif çıktığı ve karantina başlatıldığı söyleniyor, umarız doğru değildir. Mülteci kamplarının koşulları iyileştirilmeli, mültecilere test yapılmalı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün açıkladığı 21 maddelik pakette sadece 4 maddenin halk sağlığına ilişkin olduğunu, Erdoğan’ın bir kez bile “halk sağlığı” ifadesini kullanmadığını söyleyen Tiryaki, pakette, ücretli izin hakkı, cezaevlerinin ne olacağı konusunda bilgilerin olmamasını da eleştirdi. Tiryaki, “100 milyarlar pakette vergi indirimi ve Hisarcıklıoğlu’na neşe, işçi sınıfına sabır, dua ve kolonya vardı, sermayeye 100 milyarlık paket vardı” dedi.

CHP’Lİ BİNGÖL: SAĞLIK ÇALIŞANLARINI ALKIŞLAYALIM AMA HAKLARINI DA TESLİM EDELİM

CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, sorumlu muhalefetin gereklerini yaptıklarını ancak kendileriyle bilgi paylaşılmadığını ifade etti.

Testlerin 18 merkezde yapılacak olmasının yeterli olmayacağını ifade eden Bingöl, testlerin 81 ilde yapılması gerektiğini vurguladı. Yeterli kit olup olmadığını da soran Bilgöl, “İlk günler korku ve panik yaratılmasın diye hassas davranıldı. Ama bu eşik aşıldı. Doğru ve yaygın bilgilendirme halkın da tedbir almasını getirecektir. O nedenle şeffaflık çok önemli” dedi.

Meclis’te alkışlanan sağlık çalışanlarına bu övgülerin yeterli olmadığına işaret eden Bingöl, Bakan Koca’ya “Alkış istediğiniz kahramanların Sağlıkta Şiddet Yasası’nı çıkaralım. Zor koşullarda çalışan sağlık çalışanlarının en azından daha iyi çalışma koşullarını birlikte sağlayalım. Çocukları için kreşlerde gözleri arkada kalmadan huzur içinde çalışmalarını sağlayalım. Özel ulaşım imkânları sağlayalım ki sorunları bir nebze çözülsün. Kahramanları alkışlayalım ama haklarını da teslim edelim” diye seslendi.

Bu çalışmada TTB ve uzmanlık derneklerinin yer alması gerektiğinin altını çizen Bingöl, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı pakete dair de değerlendirmede bulundu. Öğretmen atamasına sevindiklerini ancak yetmeyeceğini ifade eden Bingöl, 600 bin üzerinde tayin bekleyen sağlık personeline 2019 yılında 29 bin personel atanacağı sözü verildiğini ancak yapılmadığını hatırlattı.

Bingöl, “Cezaevleri müthiş bir sorun. Bu sorunu aşmanın yolu bazı davaların ertelenmesi, ziyaretçi yasaklamakla olmaz. Grup Yorum üyeleri açlık grevinde, bu insanlar kaçmıyor. Serbest bırakılması lazım. Basın emekçileri var. Hepsi bu ülkenin katıksız yurtseverleri ama hepsi tutuklu. Bu insanlar çıksın, kaçmazlar adresleri belli” diye konuştu.

Dar gelirlilerin evlerinde uzun süre kalacağını ve açlıkla karşı karşıya kalacağını belirten Bingöl, “Yüzümüzü emekçilere, yoksula, garibana döndürmek zorundayız” dedi.

65 yaş üstü vatandaşlara kolonya ile maske dağıtılmasıyla bu sorunun çözülemeyeceğini kaydeden Bingöl, yeterli sayıda solunun destek cihazı alınması, yoğun bakım ünitesi açılması gerektiğini ifade etti.

AKP’Lİ ÖZKAN HÜKÛMETİN ELEŞTİRİLMEMESİNİ İSTEDİ 

ekin Bingöl’ün konuşması sırasında AKP sıralarından yoğun tepki geldi. AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, hükûmetin eleştirilmemesini istedi. Özkan, “Çoğulculukla ve katılımcılıkla yapmış olduğu çalışmaları bütün siyasi parti grupları nezdinde teveccüh gören Sayın Bakanımızın, başta Cumhurbaşkanımızın ve Hükûmetimizin çalışmalarını itibarsızlaştırmaya dönük değil, istişareye dönük değerlendirmeler yapmamız gerektiğini ifade ediyorum” dedi.

CHP ve AKP’li vekiller arasında bir süre tartışma yaşanırken, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, şunları söyledi: “Biz, sizin suyunuza göre, makbul bir muhalefet partisi olmak durumunda değiliz. Tekin Bingöl’e saldırı, Türk Tabipleri Birliğini, mensubu olduğu meslek örgütünü andığı andan itibaren başladı. Efendim, diyor ki oradan: ‘Bilmem nereye imza atmış.’ Ya, ona bakarsanız, kategorik bir karşıtlık inşa edeceksek siz geçmişte nelere imza attınız? Bu meselede bir fay hattı yaratıp bir kutuplaşmadan dolayı toplumsal bir zafiyet ortaya çıkmasın diye çırpınıyoruz. Bir tarafta, Türkiye’nin en kadim, en köklü meslek örgütü elini uzatmış ‘Bu krizi birlikte yönetelim’ diyor. O el, havada bırakılıyor. Çünkü size göre yanlış bir imza atmış geçmişte. Bu ülkenin emekçiden, halktan, yoksuldan yana en kötü kararlarına imza attığınız hâlde, Gar katliamından tutunda da içimizde dünya kadar yaraya tuz basıp şimdi susmuşken, şu hassas günlerin hürmetine sesimizi belli bir tonun altında tutuyorken, Türk Tabipleri Birliği nefreti üzerinden tabibimize ve hatibimize yapılan saldırıyı kınıyoruz, kabul etmiyoruz.”

CHP ve AKP’liler arasında tartışma bir süre daha devam etti.

AKP’Lİ AKDAĞ: 40 YOĞUN BAKIM YATAĞI VAR

AKP grubu söz alan Erzurum Milletvekili, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Allah’a binlerce şükürler olsun, Cumhurbaşkanımızın krizler karşısında -ama hangi kriz olursa olsun- her zaman gösterdiği yüksek dirayeti biz bu salgında da görüyoruz, koordinasyon sağlandı; bakanlıklarla, kurumlarla, kuruluşlarla, Sağlık Bakanlığımızın biraz da tabiatıyla bu meseleye başat müdahalesiyle beraber planlamalar yapıldı ve bugüne kadar gerçekten oldukça iyi gitti” dedi.

Akdağ, Türkiye’nin sağlık altyapısına dair de bilgiler paylaştı:

“Türkiye’de -Sağlık Bakanlığında- hasta yataklarının yüzde 74’ü içinde banyosu ve tuvaleti olan odalardadır. 99 bin odamız var, yani 1 hastayı tek başına bir odaya yatırabileceğimiz, izole edebileceğimiz; her hasta yoğun bakım gerektirmez. Bu oran AK PARTİ iktidarından önce, sadece yüzde 6,4’tü. Yüzde 93,6 oda koğuş sistemiydi. Allah’ın izniyle, Bakanlığımız, Hükûmetimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğiyle bunu yüzde 100’e çıkaracaktır yakın bir zamanda. Türkiye’de 40 bin civarında yoğun bakım yatağı var. Bunların, 25 binin üstündeki yatak sayısı, erişkin yatak sayısıdır. Yine de böyle bir krizi karşılamakta zorluk çekebiliriz. Doğru. Özellikle, büyükşehirlerimizde yatak doluluk oranları yoğun bakımlarda yüksek ama birçok diğer şehirde yatak doluluk oranlarının düşük olduğunu biliyoruz ve şimdi, solunum eksik olan yerlere, solunum cihazlarının çok aktif kullanılmadığı hastanelerden belki birtakım ilaveler yapmak suretiyle bu meselenin planlamasını yapıyor. Türkiye’de bütün sektörlerde 25 bin solunum cihazımız var. Bunların 17-18 binini erişkin hastalara kullanabilecek durumdayız. Ancak sağlık sisteminiz ne kadar güçlü olursa olsun bu kadar ağır bir yükün karşısında zorlanır. Bu yükün artmaması için gayret etmeye devam edeceğiz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here