İstanbul’da özel bir ajansta Grafikerlik yapan Yağmur A.’nın söylediği ilk şey ‘evden çalışmaya başladığımdan beri çok daha fazla çalışıyorum’ oldu. Evde çalışma sürecinde ‘tatil’ kavramının kalmadığını vurgulayan Yağmur A., “Genelde sabah 8’de bilgisayarın başına geçerek işime başlıyorum. Öğlene kadar oturduğum yerden kalkamayacak seviyede iş yapıyorum. Normalde iş yerinde öğle tatili vardı, evde çalışmaya başladığımdan beri böyle bir kavram kalmadı. Yapabildiğim tek şey çok kısa aralıklarla mola verebilmek” dedi.

Kısa molalarında ise temel ihtiyaçlarını karşıladığını belirten Yağmur A., sabah 8’den akşam 10’a kadar çalıştığını, çalışmasını bitirdikten sonra yorgun düştüğünü ve kendisine zaman ayıramadığını ifade etti.

Öğle yemeği masrafları karşılanıyor mu sorusuna ise; “Öğle yemeği masrafı karşılanmıyor, sadece ulaşım masrafı maaşlarımızdan kesilmiyor” dedi.

İNTERNET PROBLEMİ

Evindeki internet ile iş yerindeki internetin aynı hızda ve güçte olmadığını söyleyen Yağmur A., iş yerinde ana serverımız var, kullandığımız back-up var. İşlerin çoğu back-up’ta ve arşiv yapmak zorundayız. Bunu yapamıyoruz. Bir iş isteniyor ve iş internet açısından çok ağır. 5 gb, 10 gb… Bunların indirilmesi hem vakit alıyor, hem de internetimi yavaşlatıyor.” dedi.

SALGIN SÜRECİNDE ARTAN MAİL YOĞUNLUĞU, MATBAA İLE OLAN İLİŞKİLER VE WHATSAPP GRUPLARINDAKİ KAOS

Akşamları saat 10’a kadar uzayan çalışma saatlerinin ipin ucunu kopardığını ifade eden Yağmur A., salgın sürecinin yeni başladığı sıralarda bu düzeni normal karşıladığını ancak iş yüküne uyum sürecinden sonra her şeyin normal seviyeye inmesini beklerken, iş yükünün ve uzayan çalışma saatlerinin normal bir rutine bindiğini ifade etti.

Zaten normal şartlar içinde de bel ve boyun ağrılarının Grafikerler için ‘sıradan’ bir şey olduğunu belirten Yağmur A., çalışma saatlerinin uzamasıyla birlikte sağlık problemlerin ileride büyük problemler çıkarabileceğini söylüyor.

“Kendimi kapana kısılmış gibi hissediyorum, normalde de yoruluyordum ama şu an evde olmanın rahatlığı yerine evde olmanın acısını çekiyorum. Rahat olmam lazım ama değilim. Boş koltuk orada uzanmam için duruyor ve ben koltuğa uzanamıyorum, bu çok acı bir şey”

Aynı zamanda sürekli bir mail yoğunluğu içinde olduğunu, matbaa ile olan ilişkilerde ise sürekli aksaklık olduğunu ifade eden Yağmur A., WhatsApp gruplarındaki kargaşadan bahsederken, evden çalışma döneminin başladığı ilk iki hafta için ‘delirmek üzereydim’ diyerek de ekledi.

“ŞİRKETE BAĞLI EVDE ÇALIŞMAK ÇOK ZOR”

“Freelance çalışan bir grafiker olsam, salgın süreci ‘iş konusunda’ büyük sorunlara yol açmayabilirdi. Fakat bir şirkete bağlı evden çalışmak… Gerçekten çok zor” diyen Yağmur A., çalıştığı ajansa gün içinde sürekli rapor vermek zorunda olduğunu, markete de gitse tuvalete de girse bunu bir şekilde iletmek zorunda olduğunu ifade etti.

Yağmur A., “İş yerinde tuvalete gidebilirsin ve tuvalete gittiğini görebilirler ancak evde tuvalete girdiğin bilinmiyor. Karşı tarafın boşlama olarak gördüğü sırada biz temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyoruz. Ancak bunu bile açıklamak zorunda kalabiliyorsun.” dedi.

İZİN GÜNLERİ TÜKETTİRİLİYOR

Bazı arkadaşlarımızı izne çıkarma hakları olduğundan dolayı bu hakkı kullanarak birçok arkadaşımızı birer haftalık izne çıkardılar. Zaten yıllık 15 günlük iznimiz varken bu 7-8 güne düşürülüyor. Bazı arkadaşlarımız annelerini ya da babalarını hastaneye götürüyor ve bunun için de izin alıyor. Bizlere kalan, değerlendirebileceğimiz ve istediğimiz gibi zaman geçirebileceğimiz gün sayısı artık yok gibi diyen Yağmur A., “Ajansta grafik ve çevirmen grubu evde çalışmaya uygun görüldü fakat diğer satış bölümünde yer alan arkadaşlar tedbirlerin arttırılmadığı günlerde ajansa git-gel yaptırılıyordu diye de ekledi

İstanbul’da butik bir ajansta çalışan Onur H., çalıştığı ajansın diğer ajanslara göre evden çalışma dönemine geç başladığı söyledi. “Patrona evden çalışma teklifini biz söyledik ancak o bunu kabul etmeyecekti neredeyse. Bu yüzden çalışanlar olarak onunla kavga ettik. ‘Ne alakası var, işe geleceksiniz. Uzaktan hiçbiriniz çalışmazsınız.’ gibi sözlerle bizlere ithamda bulundu” dedi.

“Patron salgın süreci başlarken evden çalışma ile alakalı hiçbir öneride bulunmadı.”

Onur H. patronunun gün içinde duyduğu ‘bütün’ haberleri sürekli kendilerine aktararak, “Hayat normale dönüyormuş, AVM’ler açılıyormuş, o zaman biz de ajansa geri döneriz.” diyerek kendilerini baskı altına almaya çalıştığını söyledi.

“Kapitalizmin vücut bulmuş hali”

Salgın sürecinden önce normalde 9-18 arası çalıştığını ifade eden Onur H., “Şimdi de öyle… Sadece lafta. Saat kavramı artık yok” dedi.

Salgın sürecinde 5 kişi olarak çalışıyorken, şimdi sadece 2 kişi kaldık. Dolayısıyla iş yükümüz fazlasıyla çoğaldı. Evde çalışma dönemine geçmeden önce iki önemli firmayla iş yapıyorduk. Ancak firmalar, salgın sürecinde kar döngülerinin azalmasından dolayı bizlere iş vermemeye başladı. Böyle olunca firmalardan gelen para kesildi. Bu gidişattan sonra iki arkadaşımız sözde ‘ücretsiz izin’ altında açığa alındı.” dedi.

“Eleman ilanı açalım, ondan sonra oradan elemanlar gelsin, çalıştıralım, şu an yaptığımız iş bittiğinde de yol verelim, gitsinler. Onlar çalışacaklarını zannetsinler ama biz onları 1 hafta kullanalım dedi açıkça”

Onur H., normal şartlar içinde, bir ajans içerisinde işi yapacak olan insanlar bellidir. Ama mesela şu an bir tane firmanın bir aylık sosyal medyasında paylaşacağı içeriklerin metinlerin ne olacağı ve tasarımların ne olacağı tamamen bende. Bu iş bana kitleniyor. Ajansta metin yazarı yok, metni ben yazıyorum. Metni yazıp gönderiyorsun, patron açıp ‘Bu mu ya?’ Bunu mu düşündün?’ diyebiliyor. Ben tasarımcıyım, ben içerik metni hazırlayamıyorum, kaldı ki bu zaten benim görevim değil.” dedi.

“Uzaktan çalışmaya başladığımızın ilk gününden itibaren taciz ayarında Skype görüşmelerini açık bıraktırıyor. Sabah 9’dan akşam 6’ya kadar.”

“İnanılmaz bir baskı var. Skype’ta ilk başlarda kamera da açık olmak üzere ‘izleniyorduk’. Ancak ısrarımızla beraber sadece ses olarak iletişim içinde oluyoruz. Patronunun, yine de bazen ‘arkadaşlar bir ara kameranızı açın da sizi göreyim’ diyerek alttan alttan kendilerini gözlemlemeye çalıştığını söyleyen Onur H., “Çalışma saati boyunca ses hep açık. Seslendiği zamanlarda 10 saniye boyunca cevap gelmezse hemen söylenmeye başlıyor. ‘Nereye gitmiş bu ya?’

“Ama biz evimizdeyiz, tuvalete de gidebiliriz, kapı çalmış olabilir, yemek yiyorsundur… Her an her saniye baskısını üzerimizde hissetirmeye çalışıyor.” dedi.

Onur H., “Yaptığı ‘her’ hareketi bize not ediyor ve bizim de aynı şekilde davranmamızı istiyor. Bu normal değil ve bizler için gerçekten çok zor.” dedi.

“Kendi koyduğu kurala da riayet etmiyor”

Öğle tatili kavramının da bir hafta içinde yok olduğunu ifade eden Onur H., “İlk başlarda öğle tatili 12 ile 1.30 arası olarak belirlenmişti. Tamam dedik… Fakat birkaç gün sonra yine ‘taciz’ ayarında, öğle tatilimin ortasında bana seslendi ve aynı şekilde devam ediyor. Kendi koyduğu kurala da riayet etmiyor. Artık öğle tatilimiz de umursanmıyor” dedi.

“Normalde günlük 20 lira yemek ücreti veriliyordu. Eve geçtiğimiz anda beri bu ücret de kesildi. Evde olunca duvarları falan yediğimiz için…”

Onur H., salgın sürecinin bir an önce bitmesini dört gözle beklediğini, çünkü çalışma saatinin bittiği andan itibaren, patronunun kendisine bu kadar karışamadığını ifade ediyor. “Çünkü artık dışarıda olabiliyorum. Ancak şu an bu şartlarda böyle bir durum yok. Mesela, 19 Mayıs tatil olmasına rağmen bana iş verildi” dedi.

“Bu ajansta 5 aydır çalışıyorum ve sigortam yok. 27 yaşındayım ve 18-19 yaşlarından beri bu sektörde çalışıyorum. Hiçbir yerde sigortam yapılmadı.”

Eski patronlarından birisinin lüks araca binebildiğini ama hiçbir çalışanına ne maaş verdiğini, ne de sigorta yaptığını belirten Onur H., “Çünkü zaten umrunda değil. Yani bugün başlarım işe; birinci ay yarım maaş veririm, ikinci ay da yarım maaş veririm, üçüncü ayda ise ben giderim, başkası gelir… Aynı şekilde benden sonra gelecek olana da aynısı yaparım diyor ve öyle oluyor. Sirkülasyon çoktan yaratılmış.” dedi.

Diğer çalışan arkadaşının işi bırakmak istediğini ve bunu büyük ihtimalle bayramdan sonra gerçekleştireceğini söyleyen Onur H., kendisinin de işi bırakmak istediğini söyledi.

Haber: Arda Barip

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here